| Hikayem: |
Farklı bir bakış açısı - yaklaşım, farklı bir söz, dokunuş, farklı bir amaç, farklı bir ses, farklı bir koku, farklı bir yürüyüş, gülüş hatta. Farklardan etkilendiğimi düşünüyorum. Etki her zaman olumlu değil elbet, olumsuz etkilendiğim de oldu; Ama hiç kayıtsız kalmadım. Fark her zaman çok çekici-ydi. Bugün mesela, karşılıklı apartmanlarda ama içiçe gibi yaşamak zorunda kaldığımız komşumuzun yeni edindiği kedisinin adının sütlaç olduğunu öğrendim. Bu bembeyaz ve güzelim sokak kedisine sütlaç dedikleri için komşularımızı da çok sevdim. Sonra evin babasının içeriden kediye seslendiğini duyduk: "keşküül, keşküül neredesin?". Bu kadar basit işte.
"Hepimiz eşit ve aynıyız". Evet, elbette, bir kere hepimiz doğduk ve hepimiz öleceğiz. Hepimizin temel ihtiyaçları var ve bu, dünyanın neresinde olursak olalım değişmiyor. Hani bazen eski Türk filmleri dublaj sesimizle, "biz farklı dünyaların insanlarıyız", deriz. Belki içinde doğup büyüdüğümüz coğrafyadan, kültürden; belki de seçtiğimiz yollardan, davranış biçimlerinden, baktığımız farklı pencerelerden ötürü. Ama her geçen sene yine ve yine görüyorum ki "farklı dünyaların" insanlarıyla bile "aynı"lıklarım var: bazen hayata dair hissettiklerimle, bazen sevmek ve sevilmekle ilgili, bazen korkularımız aynı, bazen umutlarımız ve hayallerimiz, bazen harcadığımız şeyler aynı -zaman mesela-, bazen de paylaştıklarımız -aynı şehrin aynı havasını solumak gibi. Eşitiz (?), fazla söze gerek yok; hepimizin damarlarında dolanan: kan. Farklı olup - benzerlerini aramak, belki yaptığımız. Ama işte orada, ortada öylece duruyor: hepimiz farklıyız, hepimiz aynıyız ve hepimiz eşitiz*. İnsanların en büyük çekicilikleri de, en büyük engelleri de bu gibi geliyor bana.
|